Beğenilirse devam ederim 
Alison yatağa yatarken annesinin odasından gelen tokat seslerini duyabiliyordu, annesinin ağlamalarını ve inlemelerini noktalayan yumruk sesini ..
Alison yapabileceği şeyleri düşünüyordu. Polis çağırmayı düşündü. Ama bunun bir işe yaramayacağını biliyordu. Daha önce de denemişti, Mike hapise girmişti
ama ertesi sabah hiçbir şey olmamış gibi eve geri dönmüştü. Ve annesi onu güler yüzlülükle sahte bir sevinçle karşılamıştı.
Annesi yalnız kalmaktan korktuğu için katlanıyordu bu adama. Ama yalnız değildi ki.
Ben onun her zaman yanında oldum diye düşündü Alison.
Demekki yeterli olmuyorum.Sonra üvey babasını solucana yada solucan kadar iğrenç bir hayvana dönüştürmeyi düşündü Alison. Ama yapamazdı. Okul dışında büyü yapamıyordu
ve Mike onun bir cadı olduğunu bile bilmiyordu. Bu annesi ile arasında ki bir sırdı. Annesi Julia, Mike'a söylemeyi reddetmişti.
Onu boşayacağını düşünüyordu herhalde yada kızını o okula asla göndermiyeceğini. Anneside garip bir şekilde gitmesini istemişti Alison'un. Kabul mektubu geldiğinde
ilk önce şok olmuş bir gece sonra düşünüp okula gitmesine karar vermişti. Biriktirdiği tüm parasını harcaması gerekmişti. Sonra da kızı
için bir işe girdi. Mike ve üvey kardeşleri onun her sene yatılı bir okula gittiğini zannediyordu. Buna karşı çıkmamışlardı. Nede olsa bir süreliğine evden bir boğaz eksiliyordu.
Ve asi Alison ayak altından çekiliyordu. Sesleri duymamak için kulağını tıkadı.
Sadece 2 gün daha dedi kendi kendine
sadece iki gün.
Üvey kardeşlerinin odasından Denis'in sesi geliyordu.
Evet baba! İşte ona böyle davranmalısın kimin patron olduğunu göstermelisin. diyordu sesli sesli.
Kendi kendine konuşur bir hali vardı. Anlaşılan Martin uyumuştu.
Zavallı Martin, hiç abin gibi değilsin. Böyle bir abin olduğu için sana acıyorum dedi
dedi Alison.
Pislik Denis İki sene sonrayı bekle bakalım. 17 yaşıma geldiğim günü bekle dedi. Bekle ve gör gününü.Gözlerini açtığında ne olduğunu anlaması zaman almıştı. Martin yatakta deli gibi tepinip kalkmasını söylüyordu.
''Hadi ama Alison kahvaltı etmem gerekiyor'' dedi. ''O zaman git kahvaltını et seni burada zorla tutmuyorum şapşal''
diye cevap verdi Alison. Martin dizlerinin üzerinde oturup sinirli bir edayla ''Sen kahvaltı etmezsen bende etmem biz kardeşiz sensiz boğazımdan geçmiyor işte'' dedi. Alison biraz
kızarmıştı. Martin ona göre bu eve katlanma sebeplerinin içindeki en iyisiydi. Tombul yanaklı tatlı çocuk. Onu gerçekten kardeşi olarak
görüyordu o Mike ve Denis'e hiç benzemiyordu. Melekler tarafından gönderilmiş bir güçtü o onun için. Alison doğrularak ''Tamam baş belası. Yüzümü yıkayıp
gelicem. Sende o zamana kadar gidip bişeler yesen iyi olur. Sanki birkaç santim çekmişsin.'' dedi. Martin baştan aşağıya süzdü kendini ve koşmaya başladı.
Alison iç çekti.
Bu çocuk hiç akıllanmayacak dedi kendi kendine gülerek.
Kahvaltı bittiğinde direk odasına çıkmıştı. Kontrol etmesi gereken şeyler vardı. Birkaç saat sonra Londra'ya doğru yola çıkacaktı. Çatlak kazanda yer ayırtmışlardı,
hemde geçen dönem. Bu yüzden içi rahattı. Bavulunu tekrar gözden geçirdi. Hırkasını giydi ve aşağıdakilerle vedalaşmak için indi aşağıya. Onu almaya gelecek
taksi hala gelmemişti. Biraz zamanı vardı. Bavulunu zorla aşağı indirdi. Herkes kapının eşiğinde durmuş onu bekliyordu. Martin yine ağlıyor, annesinin
ağlamasına sebep oluyordu. Mike ise sıkkın bir edayla dikiliyordu orada. Alisonun gözü duvardaki saate kaymıştı. Futbol programı saatiydi. Mike
için o programı kaçırmak altına kaçırmak gibi bir şeydi. Gözleri televizyona kayıp duruyordu. Denis ayaklarını durmadan sallıyordu sinirli gibi bir hali vardı
Alison'un o okula gitmesini istemiyordu bunun için kavga çıkarıp duruyordu.
Onun fikrine ihtiyacım var sanki? Sorunu ne hiç anlamıyorum. Son zamanlar da bir garipleşti ''Ee şey hoşçakalın. Noel tatilinde gelicem. Heyy Martin yapma tatlım. Bana bol bol mektup yazıcaksın dimi? ağlamana gerek yok'' dedi
hüzünle. Martin başını salladı ve sıkıca sarıldı ablasına. Alison elinde olmadan ağladığını hissetti yanağından yaşları silerken
üvey babasına baktı, gözlerini devirip sıkkın sıkkın bakıyordu ona. '' Hadi bakalım bu kadar yeter güle güle. Yaramazlık yapma
en ufak bir şikayet alırsam eşşek sudan gelene kadar dayak yersin'' dedi. Hah diye ses çıkardı Alison kendini
bilmiş bir şekilde baktı ona acıyan gözlerle. Sonra Mike televizyonun karşısına geçti. Annesine sıkıca
sarıldı. '' Kendine dikkat et tatlım- ahh yemeğim yandı. Tanrım!'' Alison yarım akıllı annesinin
ardından baktı. Kafasını sallayarak Denis'e döndü. Hiç bir şey demeden kapıya doğru hareket
etti. Dışarıdan korna sesi geliyordu.
Sonunda. diye düşündü Alison.
Sonunda, bir süreliğine de olsa bu kabustan kurtuluyorum. Kapı kolunu kaldırdı ve dışarı çıktı. Denis arkasından geliyordu.
Ona hiç dönmeden ilerledi. ''Gitmek zorunda değilsin Alis'' dedi. Şaşırmış bir halde ona döndü ve 'Ne?' dedi kız.
''Neden gidiyorsun? Eğer benim yüzümdense.. Bak özür dilerim tamam mı gitmeni istemiyorum. Lanet olsun alis
seni seviyorum! Bunu anlaman bu kadar zormu?'' Alison biraz bekledikten sonra
''Sanırım yeterince saçmaladın Denis, bunları duymadım sende söylemedin tamam mı? Şimdi kolumu bırak.- denis kafasını üzgün üzgün sallıyordu. Alison
dayanamadı ve bağırmaya başladı
Gidiyorum, çünkü gitmek istiyorum. Bu benim için önemli. Sen umrumda bile değilsin! Orada mutluyum. - Haa, sen yalancının tekisin. Neden biliyor musun?
Sen kendinden başka kimseyi sevmezsin. Bencil ve ukalasın. Bunları söylemende ki amaçda belli zaten! Bunları neden söylüyorum ki hepsi boş laf nasıl olsa dimi?!'' dedi
çocuk biraz daha ısrar ederse 3 yılın patlamasını yaşayacağından emindi. Ayrıca Denis'in kolunu tutmasına da çok sinirlendi. Denis
hiçbir şey söylemeden dikiliyordu. Söyledikleri karşısında kızarmaya ve gözleri dolmaya başladı. Ellerini yavaş yavaş indirdi '' Hoşçakal ''
dedi ve içeri gitti. Alison çok şaşırmıştı. İçinde oluşan üzüntüyü bastırmaya çalışıyordu. Aslında bastırmaya çalıştığı şey pişmanlıktı.
söyledikleri için çok pişman olmuştu. Omzunda hissettiği elle irkildi. Taksici beklemekten sıkılmış ve sinirlenmişti. Kızın bavulunu aldı. Bagaja koydu. Kız arabanın arkasına
oturduğun da hala Denis'i düşünüyordu.